Arif Nihat Asya Şiirleri

BurakCan

Yetkili
Yönetici
Moderator
Katılım
11 Haz 2018
Mesajlar
1,928
Tepki Puanı
460
Puanları
83
Awards
0
Arif Nihat Asya (7 Şubat 1904, Çatalca, İstanbul - 5 Ocak 1975, Ankara), Milliyetçi şiirleriyle tanınan ve Adana'nın kurtuluş günü olan 5 Ocak günü yazdığı ünlü Bayrak şiirinden dolayı "Bayrak şairi" olarak da anılan Türk şairdir.

Arif Nihat Asya İstanbul Üniversitesi Yüksek Öğretmen Okulu Edebiyat Bölümü’nü bitirdi. Adana, Malatya, Edirne, Tarsus, Ankara ve Kıbrıs'taki liselerde edebiyat öğretmenliği yaptı. 1950 yılında Seyhan (Adana), ve 1954 yılında da Eskişehir milletvekili olarak Türkiye Büyük Millet Meclisi'ne girdi. Milletvekilliğinden sonra tekrar bir süre daha öğretmenlik yaptı. Ankara Gazi Lisesi edebiyat öğretmeni iken 1962'de emekliye ayrıldı.

Yeni İstanbul ve Babıli’de Sabah gazetelerinde yazılar yazdı. Aruzla başladığı şiirde rubailer, gazeller yazdı. Özellikle rubailere büyük önem verdi. Rubailerden oluşan 5 ayrı kitap yayınladı. Daha sonra heceli ve serbest vezinli şiirler yazdı.

Milliyetçi şiirleriyle dikkat çeken Arif Nihat Asya, yurdun güzelliklerini, doğasını anlatan, kimi zaman yergici ama Türklüğü yücelten şiirleriyle de bilinir.


AĞIT...


Ağlayın, parmakları nur
Sularından kınalı kızlarım
Ağlasın Meraga göklerinden
Meraga'ya bakıp yıldızlarım

Yollara Kürşadlar uzanmış ölü
Ağlasın Akülke, ağlasın Sütgölü
Yiğitlerim uyur gurbet ellerde
Kimi Semerkant'ta bekler beni
Kimi Caber'de

Caber yok, Tiyanşan yok, Aral yok
Ben nasıl varım?
Ağla ey Tanrı dağlarıdan
İndirilmiş Tanrım

Şu yakın suların
Kolu neden bükülmez
Fırat niçin, Dicle niçin, Aras niçin
Benden doğar, bana dökülmez?

Ben ki ataeşle konuşurdum.selle konuşurdum
İdil'le Tuna'yla Nil'le konuşurdum
"Sangaryos"u "Sakarya" yapan
"İkonyom"u "Konya" yapan
Dille konuşurdum.


A.N.A


ANNE..


İlk kundağın
Ben oldum, yavrum;
İlk oyuncağın
Ben oldum.

Acı nedir
Tatlı nedir... bilmezdin
Dilin damağın
Ben oldum.
Elinin ermediği
Dilinin dönmediği
Çağlarda, yavrum
Kolun kanadın
Ben oldum
Dilin dudağın
Ben oldum.

Belki kıskanırlar diye
Gördüklerini
Sakladım gözlerden
Gülücüklerini...
Tülün duvağın
Ben oldum!

Artık isterlerse adımı
Söylemesinler bana
'Onun Annesi' diyorlar...
Bu yeter sevgilim bu yeter bana!

Bir dediğini iki
Etmiyeyim diye öyle çırpındım ki
Ve seni öyle sevdim sana
O kadar ısındım ki
Usanmadım, yorulmadım, çekinmedim
Gün oldu kırdın...
İncinmedim;
İlk oyuncağın
Ben oldum.. Yavrum
Son oyuncağın
Ben oldum...

Layık değildim
Layık gördüler
Annen oldum yavrum
Annen oldum!


A.N.A


BAYRAK


Ey,mavi göklerin beyaz ve kızıl süsü,
Kızkardeşimin gelinliği,şehidimin son örtüsü!
Işık ışık, dalga dalga bayrağım,
Senin destanını okudum, senin destanını yazacağım.

Sana benim gözümle bakmayanın
mezarını kazacağım.
Seni selamlamadan uçan kuşun
yuvasını bozacağım.

Dalgalandığın yerde ne korku, ne keder...
Gölgende bana da, bana da yer ver !
Sabah olmasın, günler doğmasın ne çıkar.
Yurda ay yıldızın ışığı yeter.

Savaş bizi karlı dağlara götürdüğü gün.
Kızıllığında ısındık,
Dağlardan çöllere düşürdüğü gün.
Gölgene sığındık.

Ey, şimdi süzgün, rüzgarlarda dalgalan;
Barışın güvercini, savaşın kartalı...
Yüksek yerlerde açan çiçeğim;
Senin altında doğdum,
Senin dibinde öleceğim.

Tarihim, şerefim, şiirim, her şeyim:
Yer yüzünde yer beğen !
Nereye dikilmek istersen,
Söyle, seni oraya dikeyim !


A.N.A


ÇOCUK VE AĞAÇ


Çocuk, çok sevdi ağacı...
Verirdi ona, her kış
Çiçekleri olaydı!

Ağaç, çok sevdi çocuğu...
Öperdi altın saçlarından
Dudakları olaydı!

Ve ona öptürmek için,
Eğilirdi yerlere kadar;
Yanakları olaydı!

Dökerdi önüne hepsini
Gümüşten, altından, sedeften
Oyuncakları olaydı!

Ve çocuk gittikten sonra,
Böyle kalır mıydı ağaç?
Ne olurdu onunda
Bacakları olaydı,
Ayakları olaydı!


A.N.A


DAĞLAR


Çekmece'den Maltepe'den ileri
Gitmemiş Sâdâbâd çelebileri
Alem tepesine Alemdağ derler...
Böyle bilmiş böyle yazmış eserler.

Dağlar var karanlık, dağlar var beyaz.
Korka korka eteğinden öper yaz;
Ağrıdağ, Babadağ, Gâvurdağ, Ilgaz
Kubbelerdir...dolaşır, aşılmaz.

Tendürük'te, Kop'ta Palandöken'de
Kurtların payı var gelip geçende...
Ki alırlar vermek istemesen de!

Dağlar var, tahtından inmeyen sultan
Dağlar var, yapılmış bundan, buluttan...
Dağlar var ki Bingöl, Binboğa, Süphan,

Medetsiz'ler, Mor'lar, Nur'lar, Yıldız'lar;
Karalar, Kızıllar, Bozlar, yağızlar...
Karla dolar 'İmdat' diyen ağızlar;
Yollar kesen, haraç alan dağlar var.

Bolkarda çamların sakızı damlar...
Ve bir yıldız düşer, tutuşur çamlar...
Bir kızıl şehrâyin olur akşamlar...
Tacı olan, tahtı olan dağlar var.

Tüter Sarıçiçek, burcu burcudur,
Akşamlar ya mor, ya turuncudur.
Ve kışın dünyanın öbür ucudur...

Sarkarken Cudinin karları dal dal
Bağdaş kuradursun yollara Karhal!
'Ferman padişahın, dağlar bizimdir;'
Dedi yerde bir kurt, gökte bir kartal.

Dönmez misiniz ey yolda kalanlar;
Yolcular, garipler, garip çobanlar;
Allahüekberde tekbir alanlar?
Ovalar, konaklar, yollar aşırı
Birbirini selamlayan dağlar var.

Dağlar var, batının yangınında kor...
Dağlar var; adları Nemrut, Balahor...
Kayışdağ kim, alemdağ kim oluyor?

Lakin ufukları görünce yoksul
Dağ yerine kubbe yapmış İstanbul;
Kurşun şamdanlarda mumlar fildişi...
Ki pırıltıları sularda pul pul.
 

BurakCan

Yetkili
Yönetici
Moderator
Katılım
11 Haz 2018
Mesajlar
1,928
Tepki Puanı
460
Puanları
83
Awards
0
D-III


Yatırırken bu sedef kakmalı şimşir beşiğe
Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı?

Perdelerden taşırıp neyleri çığlık çığlık
Neyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

Bir, ipekten ve köpükten yaratılmış yumuşak
Tüyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

Kıyılardan, ovalardan dererek inciyle,
Çiyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

Gece, mehtâbı elekten geçirip kirpikler
Ayla kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

Mesnevî'sinde bir altın lüleden nûr akıtıp
Öyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

'Bu yürek durmayacaktır' dediler.. esmâdan
'Hay'la kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

Sakalar doldurarak kırbaların Kevser'den
Meyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

Ve açıp ağzını Nîsan Tası'nın Besmele'ler
Suyla kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

Rûhlardan, kokulardan, durulardan duru bir
Şeyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.

Ulu Tûbâ'ların altında gönüller, eller
Böyle kundakladılar Hazret-i Mevlânâ'yı.


A.N.A


FETİH MARŞI


Yelkenler biçilecek, yelkenler dikilecek;
Dağlardan çektiriler, kalyonlar çekilecek;
Kerpetenlerle surun dişleri sökülecek

Yürü, hala ne diye oyunda oynaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Sen de geçebilirsin yardan, anadan, serden....
Senin de destanını okuyalım ezberden...
Haberin yok gibidir taşıdığın değerden...

Elde sensin, dilde sen, gönüldesin baştasın...
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Yüzüne çarpmak gerek zamanenin fendini...
Göster: Kabaran sular nasıl yıkar bendini?
Küçük görme, hor görme, delikanlım kendini

Şu kırık abideyi yükseltecek taştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Bu kitaplar Fatihtir, Selimdir, Süleymandır.
Şu mihrap Sinanüddin, şu minare Sinandır.
Haydi artık uyuyan destanını uyandır.!

Bilmem, neden gündelik işlerle telaştasın
Kızım, sen de Fatihler doğuracak yaştasın.!

Delikanlım, işaret aldığın gün atandan
Yürüyeceksin... Millet yürüyecek arkandan!
Sana selam getirdim Ulubatlı Hasandan....

Sen ki burçlara bayrak olacak kumaştasın;
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!

Bırak, bozuk saatler yalan yanlış işlesin!
Çelebiler çekilip haremlerde kışlasın!
Yürü aslanım, fetih hazırlığı başlasın...

Yürü, hala ne diye kendinle savaştasın?
Fatihin İstanbulu fethettiği yaştasın.!


A.N.A


GÜZELLİK


Hastalık, sevgisizlik, öksüzlük...
Neler geçirdim ben!
Çıkabilseydi bir, "güzel" diyecek
Güzelleşirdim ben!


A.N.A


KANATLAR


Yaşamaktan mı yorgunum,bilmem
Seni günlerce beklemekten mi?
Yine yoldan geyik geyik sekişin
Gün sönerken mi,ay batarken mi?
Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

Yine kalsın mı, dizlerimde başın
Yine koynumda can çekişsen mi...
Kim sorar,ey hayat,kim düşünür
Ki vakit geç mi yoksa erken mi?

Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

Gökte kanatlar bizimdi...bilmezdik
Bu hafiflik kanat mı yelken mi;
Anlamaz,anlamazdık Allahım
Böyle yekpare can mıyız ten mi?

Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?

Bilemem:Gizli gizli'gel'dediğin
Başka bir aşina mıdır,ben mi;
Kadehinden mi sarhoşum hala
Kadehlerinden mi?

Söyle:Memnun musun uzaklarda
Yuvan aydın gönülcüğün şen mi?


A.N.A


MAVİ


Kayıklarla kayıkçılar
Dalgıçlarla balıkçılar
Bilirsin:ne ister,deniz!

Kendini bu isteklerin:
Yelkenlerin küreklerin
Altına seriver, deniz!

Balıkların,kandillerin
Ne varsa olsun ellerin
Bana mavini ver deniz!
 

BurakCan

Yetkili
Yönetici
Moderator
Katılım
11 Haz 2018
Mesajlar
1,928
Tepki Puanı
460
Puanları
83
Awards
0
SEN


Koku, tad, sıcak... sende her aradığım vardı:
Seni soğuk bulanlar, ısıtamayanlardı.


A.N.A


SENİ


Sana vermiş veren sulardan ses
Sana vermiş veren şiirden dil...
Yaratılmışsın ayrı topraktan...
Hamurun,toprağın bizimki değil!

Saçların var,ki başka türlü sarı
Gözlerin var,ki başka türlü yeşil

Yarı olmuş vücudun üstünde
Ne güzel şey çocuk yüzün ,çil çil!
Bu köpükler,bu dalgalar,bu güneş...
Hepsi birden diyor:'Geliş,serpil!'

Nefesin var,ki başka türlü sıcak
Gözlerin var,ki başka türlü yeşil


A.N.A


TANIMADI


Türküm müjdeydi ülkeye
Gezdim söyleye söyleye
Bir gün söylemedim diye
Türküm beni tanımadı

Onlar bacım,onlar ağam
Onlardır sevincim tasam
Ahmet’im, Mehmet'im, Suna’m
Güllü’m beni tanımadı

Elimde doğmuş kuzular
Bir gün benden soğudular
Sordum ne oldunuz ne var
Sürüm beni tanımadı

Daha dün sözleştik şurda
Düğün hazırladım Yurda
Eller beni tanıdı da
Sözlüm beni tanımadı

Yine sizinleyim dedim
Nasılsam öyleyim dedim
Çıkıp ta söyleyim dedim
Karım beni tanımadı

Hırpalanmak ne kelime
Didik didik lime lime
Götürülürken ölüme
Ölüm beni tanımadı


A.N.A


TANRIYA SESLENİŞ


Elsizlere el,dilsizlere dil ver yeniden,
Lütfet,bize bin şanlı nesil ver yeniden,
Dünyayı alıp avcuna bir gün Tanrım,
Avcunda bu dünyaya şekil ver yeniden.


A.N.A


YOLLAR


Varsın biraz da yollar çeksin benim cefamı
Artık verin çocuklar, artık verin asamı!.
Bir başka kainata, bir başka yurda yol var;
Siz örtünün garipler siz örtünün abamı!
Yorgun düşüp uzandım altında asumanın;
Gölgende buldum ey dal bir anne ihtimamı.
Şahane manzaraydı dünya sınırlarında
Bir kubbenin rüku’u, bir zirvenin kıyamı.

Yükseklerinde ömrün dağlar, sular kovuklar:
Yükseklerin diliyle tekrar edin nidamı!
Dağlar lisana geldi, gökler lisana geldi;
Şerh oldu Mesnevi’den yıldız
Şerh oldu Mesnevi’den yıldızların kelamı.
Şeffaf mavinizden abdest alıp el açtım
Artık yakındayım, ey gökler, duyun duamı!
 

BurakCan

Yetkili
Yönetici
Moderator
Katılım
11 Haz 2018
Mesajlar
1,928
Tepki Puanı
460
Puanları
83
Awards
0
AĞRI


Bir âbide istersen eğer, Ağrı'ya git!

Yükseklerden gelen büyük çağrıya git!

Çıkmışken yolcu, Ağrı'nın zirvesine,

Dönmek ne demek? Kanatlanıp Tanrı'ya git!


A.N.A


ALPARSLAN-II


Torunlarım dört yana, kol kol, gitsin;

Malazgird'den İstanbul'a yol gitsin!

Gelip sana çarpan gücü, yavaştan

Anlamazsa, haritadan sil, gitsin!



Şehidlerim, Tanrı'ya, al al, gitsin,

Yaralıma su verene bal gitsin!



Taclarını bir şey sanan gururlar

Tahtlı gelip, taclı gelip kul gitsin!

Fakat, harb bu: kalmak da var, ölmek de;

Esir olup kalmaktansa öl, gitsin!



Şehidlerim uçmağa, al al, gitsin,

Yaralıma su verene bal gitsin!



Çekilirmiş gibi davran merkezde

İki yandan sağ yürüsün, sol gitsin!

Olsa da son saatin son dakkası,

Senden aman dileyeni sal, gitsin!



Şehidlerim, Allah'a, al al, gitsin,

Yaralıma su verene bal gitsin!



Ve gönlünden kopup, bize bir yaprak,

Bir tomurcuk gönderene gül gitsin.

Düğünlerde tadı gelsin barışın:

Kızlarıma duvak gitsin, tel gitsin!



Şehidlerim Huzura, al al, gitsin,

Yaralıma su verene bal gitsin!


A.N.A


AYAK İZLERİ


Varlığından şu güzel ülkeyi kurtarsak da;

Adımından kalan izler, lekedir toprakta!


A.N.A


BALIKLIGÖL


Senin ey gönül, siyah balıklarına

Yem atar yolcular, gelip, burdan

Ver derinden bakanların gözüne

Görünür bir beyaz balık, nurdan.


A.N.A


BİR BAYRAK RÜZGAR BEKLİYOR!


Şehitler tepesi boş değil,

Biri var bekliyor.

Ve bir göğüs, nefes almak için;

Rüzğar bekliyor.

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye;

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?

Destanını yapmış,kasideye kanmış.

Bir el ki;ahretten uzanmış,

Edeple gelip birer birer öpsün diye faniler!

Öpelim temizse dudaklarımız,

Fakat basmasın toprağa temiz değilse ayaklarımız.

Rüzğarını kesmesin gövdeler

Sesinden yüksek çıkmasın nutuklar,kasideler.

Geri gitsin alkışlar geri,

Geri gitsin ellerin yapma çiçekleri!

Ona oğullardan,analardan dilekler yeter,

Yazın sarı,kışın beyaz çiçekler yeter! Söyledi söyleyenler demin,

Gel süngülü yiğit alkışlasınlar

Şimdi sen söyle söz senin.

Şehitler tepesi boş değil,

Toprağını kahramanlar bekliyor! Ve bir bayrak dalgalanmak için;

Rüzğar bekliyor!

Destanı öksüz ,sükutu derin meçhul askerin;

Türbesi yakışmış bu kutlu tepeye

Yattığı toprak belli,

Tuttuğu bayrak belli,

Kim demiş meçhul asker diye?...
 

BurakCan

Yetkili
Yönetici
Moderator
Katılım
11 Haz 2018
Mesajlar
1,928
Tepki Puanı
460
Puanları
83
Awards
0
HİSSE


Onlar, almakta parsadan hisse...

Bize kalmakta kıssadan hisse!


A.N.A


İNANMAK


Bardaktan seni içmek

Seni teneffüs etmek havada...

Dolaşmak, dolaşmak sana dönmek

Seni bulmak yuvada...



Yolumuzda aylar, yıllar

Basamak basamak...

Basamakların çıkamadığı yere

Kanatlarınla çıkmak...



Boşaltmak takvimden günleri

Günlerin üstünden yollara bakmak

Rüzgarla esmek, sularla akmak...



Baharı yollamak yollara

Alıkoymak bir nisanın tadını...

Dışarda herkes gibi seslenmek sana

Ve koynunda söylemek asıl adını...



İnanmak, inanmak, inanmak

Ninnilerinle uyuyup, türkülerinle uyanmak...


A.N.A


KATİL


Sende bilirsinki, iki kurşunla;

Bana kolay kolay gelmezdi ölüm.

İstedimki sana 'kaatil' desinler:

Bunun'çin öldüm.


A.N.A


MARŞ


Gök mavi, başak sarışın...

Tadı ne güzel barışın.

Karları ılık olacak

Yarın yuvalarda kışın.



On altı yaş kucağına

Koşabilir yirmi yaşın

Kanatları üzerinde

Aşkın, dileğin, alkışın.



Gök mavi, başak sarışın...

Tadı ne güzel barışın!

Fakat senin on savaşa

Değer, ey yurt, bir karışın!


A.N.A


ÖPMEK


Yanaklar öpmedesin, öptürüp yanaklarını;

Böyle geçsin bu günlerin varsın.

Sen ey çocuk! Öpülüp öpmenin ne olduğunu;

Dudaklarında dudaklar duyunca anlarsın!
 

BurakCan

Yetkili
Yönetici
Moderator
Katılım
11 Haz 2018
Mesajlar
1,928
Tepki Puanı
460
Puanları
83
Awards
0
SAÇ


Akran değiliz diye

Beni çevirme geri:

Saçım ağarmış..fakat

Kararır, geceleri.


A.N.A


SAN'AT


Sen, mermi yaratırsın;

Ben, ondan saray yaparım!



Suya ektiğin kamışı

Keser, biçer ney yaparım!



Yuvada Havvâ'ya gelin,

Âdem'i güvey yaparım!



Şu manâsız mesafeyi

En yaparım, boy yaparım!



Yeter ki sen... ver ben ondan

Mutlaka, birşey yaparım!



Bir yalıncık gönderirsin;

Tarar, süsler bey yaparım!



Gökteki öksüz dilimi

Bayrağıma ay yaparım!


A.N.A


SİGARA ÇEŞİTLERİ


Dolup taşar camekanlarda her çeşit sigara;

O eskidir, bu yeni...

'En zararlı olan, hangi cinstir? ' dersen

Derim: 'İçilmeyeni! '


A.N.A


ŞİİR


Şiir okuyacağım..

Dinlemeye geliniz...

Çok da alkış istemem:

İncinmesin eliniz!


A.N.A


TEPELER


Çadırtepe, Dumlupınar,

Türbetepe, Adatepe...

Ki üstlerinden bir bulut

Geçti güller serpe serpe.



Türbe, otağ. kubbe, eyvan...

Adları Dicle'de Seyran,

Fırat yollarında Aslan,

Çukurova'da Kurttepe.



Kültür, Tınaz, Dua, Fikir...

Say sayabilirsen bir bir

Kemerlerdir, kubbelerdir

Bir yeni imana gebe.



Uzar sınırlar aşırı

Tepelerin kervanları;

Biri mordur akşamları,

Biri şafaklarla pembe.



Süslemişler yurdu yer yer...

Ki çocuğun geçer gider

Rüzgârlar alnını, seller

Eteğini öpe öpe.



Lâle, Menekşe tepesi...

Fakat hepsinin kubbesi

Allahüekber dağında

Allahüekber tepesi.
 
Üst